Email: info@yuceavukatlik.com Tel: 0 (242) 248 2009
BOŞANMA DAVASI HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

Büromuza boşanma davaları ile ilgili gelen soruları derledik; işte en çok merak ettikleriniz…

Boşanma davası nasıl açılır?
Türk Hukukunda, boşanma davası çekişmeli ve çekişmesiz olarak ikiye ayrılmaktadır. Çekişmeli boşanma davasında tarafların bir tanesi eşinden boşanmak isterken, diğer taraf boşanmak istememektedir yahut her iki eş boşanmak istese de, boşanma ile meydana gelecek sonuçların hepsi üzerinde anlaşamamışlardır, örneğin velayet, nafaka, mal paylaşımı, maddi-manevi tazminat gibi. Her iki taraf da boşanmak istiyorsa, yukarıda açıkladığımız durumun tersine dava, çekişmesiz boşanma davası olarak nitelendirilir. Çekişmesiz boşanma davası halk arasında "Anlaşmalı Boşanma" davası olarak da bilinir. Anlaşmalı boşanma hakkında geniş bilgiyi takip eden sorularda bulabilirsiniz.

Medeni Kanunun 168. maddesi; "Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden (taraflardan) birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir." şeklindedir. Bu anlamda boşanma davası eşlerden birinin ikametgâhında ya da son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesinde açılabilir. Boşanma davalarında görevli mahkeme ise Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemeleri 09.03.2003 tarihli Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile birlikte özel olarak kurulmuş mahkemelerdir. Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde, asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatı ile görevlidir.

Yabancı uyruklu kişiler ile evlenen Türk vatandaşlarının bulundukları ülke mahkemesinin boşanmaya dair kararının Türk mahkemelerinde geçerli olabilmesi için Tükiye'de tanıma ya da tenfiz davası açmaları gerekir.

Boşanma davası açmak ve işlemleri hızlandırmak için karşı tarafın adres ve vatandaşlık numarasını bilmeniz, avukatınıza bildirmeniz gerekmektedir.

Boşanma davası için avukata gerek var mı?
Türk Hukuku'na göre hiçbir dava için avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Tarafların haklarının en iyi şekilde korunması temel ilke olduğundan, konusunda uzman bir avukattan destek istemek mantıklı olandır. Anlaşmalı boşanma son derece hafife alınan "altı üstü bir dilekçe, bir protokol" şeklinde tanımlanan bir dava türü olmasına rağmen, o dilekçe yahut protokolde korunması gereken birçok menfaatiniz olduğunu göz önüne aldığımızda, ileride yaşanabilecek sorunları ortadan kaldırmak adına konusunda uzman olan avukat yardımıyla bunları çözmek çok daha kolay ve sağlıklıdır.

Özellikle çekişmeli boşanmalarda bir avukat ile çalışmanız davanızın sıhhati için oldukça önemlidir. Delillerin oluşturulması, tazminatlar, çocukların velayeti, nafaka gibi pek çok konuda avukatın uzmanlığı gereklidir. Aile hukuku, hâkimin çok geniş takdir yetkisine sahip olduğu bir hukuktur. Bu nedenle delilleri değerlendirmek, önceden hazırlanmak ve vakitlice sunmak çok önemlidir.

Boşanma davası hangi gerekçelerle açılabilir?
1. Anlaşmalı Boşanma: Taraflar müşterek çocuk yahut çocukların kimde kalacağından mali konulara kadar protokol maddelerini belirleyip bir dilekçe ile mahkemeye başvurduklarında hâkimin onayıyla boşanabilirler.

a) Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir.
Resmi olarak evlilik tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olmalıdır. Bu sürenin getirilmiş amacı eşlerin birbirlerini daha iyi tanımaları ve kısa sürede boşanmaların önlenmesi kaygısıdır. TMK. 166/3 gereği anlaşmalı boşanmak isteyen ancak bir yıllık süreyi doldurmamış olan evli çiftler için TMK. 166/1 maddesine dayanarak boşanma davası açmakta, bu durumda kusur ispatı sorunu ortaya çıkmakta, şiddetli geçimsizliğinin olduğunu şahitlerle ispat etmek durumunda kalınmaktadır.

b) Eşlerin boşanmak için birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekir.
Kanun her ne kadar mahkemeye birlikte başvurmaktan bahsetmişse de pratikte bu mümkün olmamaktadır. Bu davanın mutlaka bir davacısı bir de davalısı olacaktır. Taraflar anlaştığı için bu husus sorun olmamaktadır.

c) Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi
Kanun bu şartı getirmekle tarafların boşanma ve şartları konusunda iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirildiğinin görülmesini amaçlamıştır. Avukatları olsa dahi tarafları bizzat hâkim dinleyecektir.

d) Hâkimin boşanmanın mali sonuçlarına ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeleri uygun bulması şartı
Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında da anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Bu konuda anlaşma protokolü hazırlayıp imzalayarak sunabilecekleri gibi mahkemede anlaşma hükümlerinin tutanak altına alınmasıyla da boşanmaya karar verilecektir. Boşanmanın mali sonuçları derken karşılıklı olarak nafaka veya tazminat talebi olup olmadığı, eşyalar konusunda da anlaşmaları varsa neler olduğu yazılacaktır. Çocukların velayet hususu, velayet kendisine bırakılmayan eşin çocuklarla görüşme zamanları konusunda da eşler uzlaşacaktır. Hâkim, tarafların menfaati için tarafların onayını alarak anlaşma hükümlerinde değişiklik yapabilir.

2. Genel Boşanma (Şiddetli Geçimsizlik): Genel boşanma sebebi dediğimiz bu durumda taraflar arasında şiddetli geçimsizlik vardır. Burada davayı kim açmışsa kendi kusuru olmadığını ya da daha az kusurlu olduğunu ve aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu tanıklar ve sair deliller vasıtasıyla ispat etmek durumundadır.

3. Özel Boşanma Sebepleri: Kanunda sayılmış özel boşanma sebepleri; altı aydan fazla sürmüş terk, akıl hastalığı, cana kast ve fena muamele, onur kırıcı davranış, zina, suç işlemek ve haysiyetsiz yaşamdır.

Boşanma davası reddedilirse süreç nedir?
Davanın reddedildiği tarihten itibaren üç yıl süren bir ayrılık olmuşsa, bu çiftin anlaşamayacağı zaten belli olmuş olduğundan, yeniden bir boşanma davasıyla, "Biz üç yıl ayrı kaldık, karı koca gibi bir araya gelme irademiz oluşmadı" diyerek, bunu ispatlayan taraf yine boşanma davası açabilir.

Boşanmak için gösterilen gerekçe kanıtlanmak zorunda mıdır?
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na göre, bir şeyi iddia eden, ispatlamakla yükümlüdür. İddianızı delille kanıtlarsınız. Örneğin, kişinin SGK kayıtlarında asgari ücret alıyor görünmesine rağmen aksi düşünülüyorsa bu durumun aksi tanık ve harcama dökümleri ve başkaca delillerle ispat edilebilir.

Banka hesapları, trafik kayıtları gibi belgeler mali durumu ispatta kullanılır. Şahitler, kusurun kimde olduğuna dair hâkimi ikna etmeye yönelik kullanılır. Çünkü tazminatlar kusur konusu dikkate alınarak belirlenir.

Eşler arasında özel hayatın gizliliğinden söz edilebilir mi?
Hayatın gizliliğinin korunması esastır ancak Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi somut olayların özellikleri bu genel görüşten ayrılmayı gerektiren istisnalar içermektedir. Kullanılan deliller çalınmış, tehdit ya da zorla elde edilmiş ise burada hukuka aykırılık vardır. Hukuka aykırı yollardan elde edilmemiş deliller ise yasal delil olarak değerlendirilemez. Boşanma davası kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir davadır. Koca eşi ile birlikte yaşadıkları mekânda ele geçirdiği eşine ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak verirse, bu deliller hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden mahkemede delil olarak değerlendirilir. Aynı evde yaşayan kadın, kocanın bu delilleri ele geçirilebileceğini bilebilecek durumdadır. Kocanın yatak odasındaki bir dolabın içinde ya da yatağın altında kadın tarafından saklanan bir not defterini ele geçirmesi, bu mekânın eşlerin müşterek yaşamlarını sürdürdüklerini bir yer olduğundan gizli mekân kabul edilemez. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2007/17220 E. 2008/13614 K. ve 20.10.2008 tarihli kararında; ses kayıtlarına ilişkin CD'nin orijinal olduğunun, üzerinde ekleme, silme yapılmadığının tespit edilmesi halinde, eve gizlice yerleştirilen düzenekle kaydedilen konuşmalar, sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışları tespit ediyor ise özel hayatın gizliliğinden artık bahsedilemez diyor.

Bir başka kararında Yargıtay " Kullanılan deliller çalınmış, tehdit ya da zorla elde edilmiş ise burada hukuka aykırılık vardır. Hukuka aykırı yollardan elde edilmemiş deliller ise yasal bir delil olarak değerlendirilemez. Boşanma davası zaten kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir davadır. Özel hayatın gizli alanları, özel hayatın gizli alanını ilgilendiren delillerle ispat edilebilir." diyerek kadına ait günlüğün kendisinin izni olmadan koca tarafından elde edilip mahkemeye sunulmasını hukuka aykırı yoldan elde edilen bir delil saymamıştır. Ayrıca kararda eşe ait telefon konuşmasının izin almadan kayda alınması veya sesinin yükseltilerek tanığa dinletilmesi gibi olayların da hukuka aykırı delil sayılmayacağına dair bilimsel görüşlere yer verilmiştir.

Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa dava nasıl ilerler?
Eşlerden birinin boşanmak istememesinin sebebi, karşı tarafı sevmesi, gerekli maddi gücü olmaması, karşı tarafa bedel ödetmek istemesi, alacaklarını alma yolunda bunu bir araç olarak görüp davayı uzatmak istemesi olabilir.

Sebep her ne olursa olsun, hâkim tarafların kusur oranları ile dava sebebinin geçerli olup olmadığını göz önüne alarak karar verecektir.

Boşanma davasında çocuğun velayetine nasıl karar verilir?
Velayet konusunda hâkim öncelikli olarak çocuğun menfaatini düşünür. Tarafların durumlarını göz önünde bulundurur. Fakat ülkemizdeki gerçek çocuğun velayetinin anneye verildiğidir.

Boşanma davası ne kadar zamanda sonuçlanır?
Anlaşmalı boşanmalarda çok kısa zaman duruşma günü alınabilmektedir ve tek celsede boşanmaya karar verilir. Temyizden feragat dilekçesi alınarak, karar kesinleşmiş olur ve nüfus idaresine mahkemenin kararı yazılır.

Çekişmeli boşanma davaları ise bir yıldan üç yıla kadar sürebilir.

***

Gerek yukarıda yer verdiğimiz özet fikirlerin gerekse Yargıtay'ın görüşünü bildirdiğimiz aşağıda aktardığımız kararların tamamını inceleyerek değerlendirmek ve mevcut somut duruma uygunluğunu tespit etmek her zaman daha doğru olacaktır.

Düğünde takılan takılar hakkında; Yargıtay içtihatları ışığında düğünde takılan takılar kadına aittir. Bununla birlikte yine Yargıtay terk eden kadının takısını giderken bırakmayacağını, aksinin kesin olarak ispatlanamaması halinde, takılarını üzerinde götürdüğünün kabul edileceği kararını vermiştir.

Dava açıldıktan sonra da sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eş kusurlu kabul edilmelidir; dava, karşılıklı boşanma taleplerine ilişkindir. Eşlerin sadakat yükümlülüğü birliğin sona ermesine kadar devam eder. Bu nedenle dava açıldıktan sonra sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eş de kusurlu kabul edilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi, Ömer Uğur Gençcan, "Boşanma, tazminat ve nafaka hukuku" adlı kitabında, Yargıtay'ın hangi davranışları boşanma gerekçesi saydığını madde madde sıralamıştır;

  • * Zina
  • * Hayata kast
  • * Pek kötü ve onur kırıcı davranış
  • * Suç işleme
  • * Haysiyetsiz hayat sebebiyle
  • * Terk sebebiyle boşanma
  • * Akıl hastalığı
  • * Evlilik birliğinin sarsılması
  • * Alay etmek
  • * Aşağılamak
  • * Küçük düşürmek
  • * Tükürmek
  • * Küçümsemek
  • * Başkalarıyla karşılaştırmak
  • * Hırsızlık yapmak
  • * İftira etmek
  • * Eşini sevmediğini söylemek
  • * Eşinden soğuduğunu söylemek
  • * Başkası ile evleneceğini söylemek
  • * Aile ile görüştürmemek
  • * Eşini tehdit etmek
  • * Çocuğun kendisinden olmadığı ile suçlamak
  • * Sapık ilişkiyle suçlamak
  • * Bakire olmadığı için suçlamak
  • * Sadakatsizlikle suçlamak
  • * İktidarsızlıkla suçlamak
  • * Evi sık terk etmek
  • * Ağız ve vücut kokusu tedavisinden kaçınmak
  • * Beden temizliği ile ilgilenmemek
  • * Bağımsız konut sağlamamak
  • * Çalışmamak
  • * Cinsel ilişki kuramamak
  • * Cinsel ilişkiden kaçınmak
  • * Sevgilisini unutamadığını söylemek
  • * Evlilik dışı çocuğu olmak
  • * Eşini dövmek
  • * Kesici aletle yaralamak
  • * Aşırı içki kullanmak
  • * İmam nikâhlı yaşamak
  • * Aile yanına bırakmak
  • * Evden kovmak
  • * Yurt dışına yanında götürmemek
  • * Üvey çocuğa kötü davranmak
  • * Doğumunda ilgilenmemek
  • * Sebepsiz intihara kalkışmak

Ayrıca bazı hallerin, yukarıda örneklendirdiklerimizin aksine, Yargıtay tarafından evlilik birliğinin sarsılması olarak sayılmayan çeşitli kararlarda görüyoruz;

  • ► Kan uyuşmazlığı
  • ► Çocuk sahibi olamama
  • ► Boy abdesti almamak
  • ► Hoşgörü ile karşılanan olaylardan sonra eski olaylar nedeniyle açılan dava
  • ► Doğurgan olmama
  • ► Eşlerden birinin başka bir şehirde olan işine gidip gelmesi
  • ► Bir defalık hakaret
  • ► İrade dışı meydana gelen üzücü olaylar (olayların ardından eşlerin evlilik birliğini devam ettirme iradesi gösterdikleri)
  • ► Evlilik birliğini sarsan olaylar
  • ► Uzun süre ayrı yaşama
  • ► Başka bir neden olmaksızın sadece fiili ayrılık
  • ► Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar (sadece tek bir neden olarak)
  • ► Yaş farkı
  • ► Kadının çalışmak istemesi
  • ► Eşin hastalığı nedeniyle ev işi yapmaması
  • ► Eşin kleptomani rahatsızlığı olması
  • ► Diğer eşte sedef hastalığı olması
  • ► Davanın devamı sırasında kurulan cinsel ilişki olayların affedilmiş sayılması teşkil ettiğinden dava edilmiş olan konu
  • ► Tahrik sonucu atılan tokat
  • ► Yemekte bir kadınla çekilmiş olan fotoğraflar
  • ► Kısır olmak